Günümüzde tıp ve teknoloji alanındaki ilerlemelerin en önemli sonuçlarından biri ortalama insan ömrünün uzaması sayılabilir. Bunun kaçınılmaz sonucu ise ileri yaş hastalıklarının daha sık rastlanır olmasıdır. Bunların başında bunama (demans) gelir. Demans bir grup hastalığın genel adıdır. Alzheimer hastalığı ise bu grubun en kalabalık üyesidir. Demansın diğer nedenleri arasında ikinci sırada bulunan damarsal demansların da sıklığı giderek artmaktadır. Bunların dışında bazı özel ve daha nadir hastalıklar da demansa yol açabilmektedir.

 Erken dönemde içe kapanma, yakın zamanda gelişen olayları kaydetme ve hatırlamakta olan güçlükler, tekrarlayan sorular ve anlatılarla kendisini gösterirken; hastalık ilerledikçe alışveriş, hesap yapmada ve yer-yön bulmada zorluk, davranışsal bozukluklar gelişir. Günlük aktivitelerini yerine getirebilmek için giderek daha çevreye bağımlı hale gelen hasta, genellikle ortaya çıkan beslenme bozukluğu, ağır enfeksiyon ve diğer  nedenlerle daha da ağırlaşır. Bu süreç normal yaşlılıktan farklı olup, demansda seyir hızlı ve ilerleyicidir. Sonuç olarak demans;  yakın çevredeki insanlara ve bakıma sürekli artan ihtiyaç yaratan ve sonunda ölümcül bir hastalık olduğundan, toplumda bu konuda bilgi düzeyine paralel olarak kaygı düzeyinin de  giderek arttığını gözlemlemekteyiz. Özellikle bakım verenlerin ve sürece eşlik eden diğer hasta yakınlarının; bu düşüncelerin içselleştiğini, benzer durumların kendilerini etkileyip etkilemeyeceğinin önceden belirlenmesi, genetik geçişin oranı, erken tanı olanakları ve hastalıktan korunma yolları ile ilgili birçok sorusuyla sıkça karşılamaktayız.

 

ALZHEİMER HASTALIĞI:

 

 

Demans zihin işlevlerinde kaybı niteleyen bir kelimedir. Burada önemli olan nokta normal bir zihinsel gelişme sonrasında bu işlevlerin kaybı durumunda demansın ortaya çıkmasıdır. Alzheimer hastalığı demans yapan hastalıklar içinde en sık izlenen bozukluktur. Bu hastalık yeni bir hastalık olmasa da hastaların sayısı giderek artmaktadır. Çünkü hastalık ile ilgili en önemli risk faktörü yaştır ve yaşlanma kaçınılmaz bir durumdur. Günümüzde tüm dünyada (özellikle gelişmiş ülkelerde ve refah toplumlarında) en hızlı artan yaş grubunu 65 yaş ve üstü kişiler oluşturmaktadır. Alzheimer hastalığının görülme sıklığı  yaş ile artmaktadır (65 yaş üstü 100 kişiden  8'inde  Alzheimer hastalığı görülmektedir). 21. yüzyılda doğal, sosyal veya ekonomik felaketlerle karşılaşılmazsa hastalığın görülme sıklığı daha da artacaktır.  Günümüzde Türkiye’de 300 bin civarında Alzheimer hastası olduğu düşünülmektedir. Genç nüfusun giderek yaşlanacağı bir ülke olarak Türkiye’de 30-40 yıl sonra bu hastalığın en önemli bir sağlık sorunu olacağını söylemek doğru olacaktır.

ALZHEİMER HASTALIĞININ NEDENİ:

Alzheimer hastalığı henüz nedeni tam aydınlatılamayan şekilde beyin hücrelerinin programlanandan daha erken ölmesi nedeniyle olmaktadır (yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ama Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır). Hücre ölümüyle birlikte beyin yavaş yavaş büzüşmeye başlar ve küçülür. Alzheimer hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Ailesel formları da mevcuttur ama bunlara çok  nadir   (yaklaşık 100 hastanın 5'inde) rastlanmaktadır.


Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de bir takım risk yaratan durumlar tanımlanmıştır;


 
1.İleri yaş ( 65 yaşında hastalığın görülme sıklığı %10 civarında iken 65-85 yaşları arasında her 5 yılda görülme sıklığı iki kat artarak 85 yaş üzerinde %50’lere ulaşmaktadır),
2.Geçmişte depresyon,
3. Damar hastalıkları,
4. Geçmişte ciddi kafa yaralanmaları,
5. Düşük eğitim düzeyi,
6. APOE4 gen taşıyıcılığı (Alzheimer hastalığı için bilinen en önemli genetik risk faktörüdür. Bu gen taşıyıcılığına sahip kişiler 75 yaşında taşımayanlara göre 10-30 kat fazla Alzheimer Hastalığına yakalanma riskine sahiptirler.)

Hastalıkta ortalama yaşam süresi 8 yıldır. Buna karşın bazı hastalarda hastalık çok yavaş ilerlerken bazılarında da kısmen daha hızlı ilerlemektedir. Hastalık erken, orta ve ileri evre olarak 3 evreye ayrılabilir.

 Sırasıyla soldan sağa normal beyne ait BBT görüntüsü, Alzheimer’lı hastanın BBT görüntüsü, beyinde  nörofibriler yumaklar ve amyloid birikimi.

 

HASTALIK BULGULARI:

Unutkanlık: Hastalığın olmazsa olmaz özelliği unutkanlıktır. Yaşlılıktaki her türlü unutkanlık, değerlendirmeyi hak eder. Önemli olan zararsız yaşlılık unutkanlığı ile hastalık belirtisi olan unutkanlıkların birbirinden ayrılmasıdır. Bu ayrım hastanın muayenesi, hasta yakınlarının verdiği bilgi, beyin işlevlerini değerlendiren nöropsikolojik değerlendirme ve gerekirse diğer yardımcı tetkiklerin (MR,BT, kan testleri....) bir araya getirilerek yorumlanmasıyla yapılmaktadır.       

          Alzheimer hastalığında başlangıçta hafif bir unutkanlık vardır. Örneğin hasta randevülerini, yemeğin altını, bakkaldan alacaklarını vb. unutmaya başlamıştır. Eskiden alışveriş listesi yapmayan bir kişi bu durumu düzeltmek için liste tutmaya başlayabilir veya çeşitli notlar almaya başlayabilir.  Zamanla unutkanlık giderek artar ve hasta yeni olayları hiç kaydedemeye başlar. Örneğin  5 dakika önce sorduğu soruyu tekrar tekrar sorabilir. Torunlarının isimlerini unutabilir. Koyduğu eşyaların yerini hatırlamaz. Buna karşın hasta geçmişini özellikle de gençliğini ve 30-40 yaş dönemini şaşırtıcı bir ayrıntıyla anlatabilir. (Sıklıkla hasta yakınları "ne unutkanlığı, 40 yıl öncesini cin gibi hatırlıyor" diyerek yanlış bilgi verebilir ama önemli olan yakın döneme ait unutkanlığın olmasıdır).
            Hastalık başlangıçta sinsi bir unutkanlıkla başlayabileceğinden yaşlılıkta izlenen unutkanlık normal olarak görülmemelidir. Gençlerde görülen unutkanlığın altından ise sıklıkla modern yaşam tarzının getirdiği ruhsal sıkıntılar ve hastalıklar (depresyon, anksiyete, uyum bozukluğu gibi) çıkmaktadır. Bazı vitamin eksiklikleri (B12 ve folik asit) ve tiroid bezi bozuklukları da gençlerde unutkanlığa neden olabilir ve araştırılması gerekli olabilir. Günümüzde özellikle çalışan kişilerde unutkanlık şikayetine sık rastlanmaktadır.

Yol bulamama : Eğer unutkanlığı olan bir yaşlı iyi bildiği yolları bulamıyorsa, daha önceden dolaştığı yerlere artık gidemiyorsa, evin yolunu bulamayıp kayboluyorsa ya da evin yolunu aramaktan dolayı eve geç geliyorsa, evin içinde odaları karıştırıyorsa, bunlar Alzheimer hastalığı ile ilişkili bulgular olabilir.
 
Diğer Bulgular : Hastalar daha önceden olmayan bir şekilde içlerine kapanabilir, isteksiz görülebilirler. Hastalar uğraş ve hobilerini terk edebilir. Örneğin bir hasta arkadaşları ile briç oynamayı bırakabilir. Karmaşık alet kullanımı zorlaşır. Para hesabında güçlük olabilir. Bankamatikten para çekmek hastalar için çok zor bir şey haline gelebilir. Bunlar ile beraber bir takım psikiyatrik bulgular da olabilir. Hastalar olmayan şeylerden bahsedebilir, onları gördüğünü, işittiğini söyleyebilirler.
 

HASTALIĞIN EVRELERİ:

Erken Dönem

Erken dönem, profesyoneller dışında akrabalar ve arkadaşlar tarafından genellikle gözden kaçırılır ve yanlış bir şekilde "yaşlılık" ya da yaşlanmanın normal bir parçası gibi adlandırılır. Hastalığın ilk başlangıcı sinsi olduğu için başladığı kesin tarihi belirlemek zordur. Kişi:

-Konuşmayla ilgili zorluk çekebilir.

-Önemli hafıza kayıpları -özellikte kısa dönemli- sergileyebilir.

-Zamanı şaşırabilir.

-Tanıdığı yerlerde kaybolabilir.

-Karar vermede güçlükler yaşayabilir.

-İnisiyatif ve motivasyon eksikliği gösterebilir.

-Depresyon ve sinirlilik belirtileri gösterebilir.

-Hobi ve aktivitelerine ilgisini kaybedebilir.

Orta Dönem


Hastalık ilerledikçe, problemler daha belirgin ve kısıtlayıcı olmaya başlar. Alzheimer Hastalığı olan kişi günlük yaşamında zorluklar çekebilir ve;

Çok unutkan olabilir özellikle de yakın zamanda yaşanmış olayları ve kişilerin isimlerini hatırlamakda.

-Kendi başına sorunsuz bir şekilde yaşayamaz hale gelir.

-Yemek pişiremez, temizlik ya da alışveriş yapamaz.

-Giyinme ve kişisel hijyen açısından örneğin tuvalet, yıkanma gibi;  yardıma ihtiyaç duyabilir.

-Giderek artan konuşma zorluğu çeker.

-Dolaşma zorlukları ve diğer davranışsal anormallikleri gösterir.

-Evde ve topluluk içinde kaybolur.

-Halüsinasyonlar (görsel veya işitsel hayaller) olabilir.

Geç Dönem


Bu, tamamen bağımlılık ve hareketsizlik dönemidir. Hafıza sorunları oldukça ciddidir ve hastalığın fiziksel yanı gittikçe göze çarpar hale gelir.

-Yemek yemede zorluklar yaşayabilir .

-Akrabalarını, arkadaşlarını ve alışıldık nesneleri tanımayabilir.

-Olayları anlama ve yorumlama güçlüğü çekebilir.

-Ev çevresinde yolunu bulamayabilir.

-Yürüme zorluğu çekebilir.

-Mesane ve bağırsak sorunları yaşayabilir.

-Toplum içinde uygun olmayan davranışlar gösterebilir.

-Tekerlekli sandalye ya da yatağa bağımlı hale gelebilir.

 

TEDAVİ:

Tedavinin amacı yakınmaları  hafifletmektir. Bir grup ilaç kullanarak hastanın bilişsel yakınmalarını, düşünme ve anlama yeteneğini  geliştirmede yararlı sonuçlar alınmaktadır. İkinci grup ilaç ise hastada saldırganlık, depresyon, sıkıntı, huzursuzluk ve halusinasyonlar gibi Alzheimer ile ilgili davranışsal problemleri  tedavi etmek  için kullanılmaktadır.

 

Bilişsel semptomların tedavisi:

 

Donepezil (Aricept, Aricept Evess, Alzancer, Doenza, Dement, Dozyl, Divare, Zhedon): Kolinesteraz inhibitörleridir.Günlük kullanım kolaylığı vardır.  Hafif şiddette ishal,bulantı,kusma,uykusuzluk ve baş dönmesi gibi yan etkileri olabilir.

 

Rivastigmin Tartrate (Exelon, Exelon patch, Rivaxel): Diğer bir kolinesteraz inhibitörüdür. Klinik denemeler hastanın bilişsel düzeyi ve günlük aktivite performansının geliştirdiğini göstermektedir. Bulantı, kusma, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi önemli gastrointestinal yan etkilere neden olabilmektedir. İlacın cilde yapıştırılarak kullanılan transdermal formu yan etkilerini belirgin azaltmıştır.

 

Galantamine Hydrobromide (Reminyl): Alzheimer Hastalığı’nın tedavisi için gelişirilen ilaçlardan biridir.Hastanın günlük performans ve düşünme yeteneği üzerinde yararlı etkiye sahip olduğu klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Bulantı, kusma iştahsızlık, ishal ve kilo kaybı gibi yan etkileri görülebilmektedir.

 

Memantine (Ebixa, Cogito, Melanda, Memorix, Mexia, Ebitex ): Alzheimer Hastalığı’nın tedavisi için geliştirilen ilaçlardan biridir. Hastalığın her döneminde etkili olduğu ileri sürülmektedir. Hafif baş ağrısı, sersemlik, uyuklama hali gibi yan etkiler görülebilir.

 

Davranışsal Yakınmaların Tedavisi:

 

Alzheimer Hastalığında depresyon sık görülür. Hastalar genelde kaygılıdırlar. Davranış değişiklikleri de bulunabilir. Davranıştaki herhangi bir değişiklik öncelikle hastanın doktoru ile tartışılmalıdır. Öncelikle tedavinin gerekliliği saptanmalıdır ve bu konuda iki seçenek vardır:

İlaçsız tedaviler: Hastanın ilaç tedavisini gözden geçirme ilk seçim olmalıdır. Aile eğitimi ve danışmanlık yolu ile davranışlarla nasıl baş edileceğini öğrenmek etkilidir.

Antipsikotik, anksiyolitik ve antidepresan ilaçlar: Bu tür ilaçlar hastanın uykusuzluk, saldırganlık, paranoya, halüsinasyonlar ve huzursuzluk gibi yakınmaları için gerekli olabilir.

 

 

ALZHEİMER HASTASININ BAKIMI:

 

Alzheimer Hastalığı ve diğer demanslar sadece hastaları değil aynı zamanda onlarla yaşamı paylaşan bireyleri de etkilemektedir. Alzheimer’lı hastaların %70’inden fazlası evde yaşamaktadır ve hemen hemen %75’i bakımlarını ailelerinden almaktadır.

Alzheimer’lı hastalara bakım vermenin bakım verende stresle ilgili fiziksel ve ruhsal  sağlık sonuçları oluşturduğu bildirilmiştir. Bakım veren olarak kadınların yükünün erkeklere oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Araştırmalar  Alzheimer’lı hastalara bakım verenler üzerindeki etkilerin depresyon, anksiyete, fiziksel rahatsızlık ile sonuçlandığını göstermiştir. İki temel bakım verme yöntemi ve amacı bulunmaktadır. İlki mümkün olduğu kadar hastaya günlük aktivitelerinde bağımsızlığını devam ettirmede yardımcı olmaktır. Böylece hastalar  kendileri hakkında daha pozitif düşünürler ve yaşam kaliteleri yükselir. İkinci bakım verme stratejisi ise davranışlardaki bozulmayı önlemek veya azaltmaktır.

 

Bakım verenlerin öncelikli olarak yapması gerekenler:

 

Kendi kendini eğitme: Etkili bir bakım verici olmak için hastanın doktoru ile konuşulmalı, Alzheimer derneği ile irtibata geçilmeli, ilgili kitaplar okunmalı, yakınmalar, beklenen davranış değişiklikleri ve uygun tedaviler öğrenilmelidir.

Aile ile arkadaşlara haber verme: Aile ve arkadaşlar karar vermede ve tanının öğrenildiği zor zamanda yardımcı olabilirler.

Bir destek ağı oluşturma: Alzheimer hastasına bakım verenler birkaç yakın arkadaş ve aile üyesinden başa çıkma konusunda yardım alabilirler.

Alzheimer’lı kişiyi koruma: Özellikle hastalık erken dönemde tanılanmış ise hastanın durumunu anlama ve ilgili tedaviler, bakım seçimler, yasal ve mali konulardaki istekleri belirlenmelidir. Hasta doktor, avukat ve mali danışmanlara danıştığı zaman bir kişi ona arkadaşlık etmelidir.

Planları sürdürme: Alzheimer’lı bir hasta için beklenen yetenek ve davranış değişiklikleri doğrultusunda hasta ile birlikte olan yapılmalıdır.

 

Bakım verenlerin dikkat etmesi gerekenler:

-Davranışın kişiden değil, hastalıktan kaynaklandığını hatırlanması

-Sakin ve soğukkanlı olunması,

-Sabırlı olunması,

-Başka aktivite veya objelere dikkat çekilmesi,

-Kişi ile konuşulması,

-Kişinin dinlenmesi,

-Güven ve sevgi gösterilmesi,

-Kısa ve basit cümleler ile konuşulması,

-Eğlenceli aile aktivitelerine hastanın dahil edilmesi,

-Aktiviteleri basit adımlar ile dinlenerek gerçekleştirilmesi,

-Başarıların övülmesi,

-Kişinin hala yapabildiği şeylere odaklanılması,

-Davranışları kötüleştiren durumlardan kaçınılması,

-Sesin yükseltilmemesi ve kızılmaması,

-Azarlanmaması,

-Tartışılmaması,

-Sürpriz yapılmaması,

-Sıkılgan olunmaması,

-Kişinin yapamadığı şeyler üzerine odaklanılmaması.

 

Alzheimer hastasının bakımını kolaylaştırabilecek belli başlı pratik yöntemler bulunmaktadır:

-Hatırlatıcı araçların kullanılması:

Saat ve takvimler hastanın görebileceği yere yerleştirilmelidir. İletişim esnasında gün ve mevsim gibi konulardan bahsedilebilir.

-Belirli  bir düzen kurulması:

Huzurlu ve istikrarlı bir ev ortamının oluşturulması davranışsal sorunları azaltır. Yeni durumlar ya da zor bir işin yapılmasının istenmesi hastada huzursuzluk yaratabilir. Hastanın huzursuzluğu arttıkça, açıkça düşünebilme yetisi de bozulacaktır. Huzursuz olduğu durumlarda hastayla sakin ve yumuşak bir şekilde konuşulmalıdır.

-Ev dışında amaçsızca gezinmenin  izlenmesi:

Telefon numarasının da yer aldığı "Evi Ara" yazan bir cep kartı, telefon numarası ve hasta ismi yazan bir bileklik takılması da iyi bir yaklaşım olabilir

-Gece yatma düzeni oluşturulması:

Davranışlar genellikle geceleri kötüleşir, gürültülerden uzak bir yatma düzeni oluşturulması önemlidir. Gün içinde kafein alımının sınırlanması, şekerlemelerin azaltılması ve egzersiz yapılması gece ortaya çıkan huzursuzlukları azaltabilir.

-İletişimin geliştirilmesi:

Hastayla basit cümleler kurarak yavaş bir tempoda konuşulmalıdır ve hasta yanıt vermeye zorlanmamalıdır. Bir seferde tek bir şey söylenmelidir. Bir şey söylerken beden dili, jestler ve nesneleri göstermek gibi ipuçları kullanılmalıdır. Sorular sormaktan ve zor seçimler yapmaya zorlamaktan kaçınılmalıdır.

-Güvenli bir ortam yaratılması:

Ev ortamında yaralanmalara yol açabilecek maddelerin bulundurulmaması, dolaptaysa kilitlenmesi gerekmektedir. Yaşanılan ortam yüksek ses, aşırı gürültü, parlak ışık gibi aşırı uyaranlardan arındırılmış olmalıdır. Ev düzeninde sürekli değişiklik yapılmamalı, aksine sade ve tanıdık bir hale getirilmelidir.

-Duygusal Başetme:

Alzheimer hastası ile ilgilenmek hem duygusal hem de fiziksel açıdan çaba gerektiren, yorucu bir işlevdir. Birey sürekli bakımla uğraşmaktan, fiziksel çaba isteyen talepleri karşılamaya çalışmaktan yıpranmış olabilir.  Bu zorluklar yüzünden Alzheimer hastasının bir kişi tarafından bakımı oldukça güçtür. Hastanın bakımı ile uğraşan kişiler kendi yorgunluklarının farkında olmalı ve yardıma ihtiyaçları olduğunda yardım istemelidirler. Unutulmamalıdır ki, Alzheimer hastalığı bakımıyla uğraşan kişilerin %40’ında depresyon görülmektedir. Yardım istemek, kişide utanma ya da kendini suçlu hissetme duygusuna neden olmamalıdır. Bakımla ilgili kişilerin  ihtiyaçları da  Alzheimer hastalarınınkiler kadar önemlidir. Aile ve arkadaşlar yardım önerebilir. Alternatif olarak profesyonel bakıcılardan alınan düzenli ziyaretler ya da bir merkez veya hemşirenin bakımı da Alzheimer Hastaları için uygun seçenekler arasındadır.

Alzheimer Hastalığı’nın seyri sırasında,  bakımdan sorumlu kişi öfke, yalnızlık hissi, utanç ve hatta ıstırap gibi pek çok duygusal durumu bir arada yaşar. Tüm bunlarla kişinin tek başına uğraşması oldukça zordur. Bu nedenle hastalığı anlamak ve öfkeyle başa çıkmak hastanın bakımını kolaylaştırabilir.

Bazen yaşadığımız öfkeyi, kızgınlığı çevremize yansıtırız. Fakat öfke kaynağı hafıza problemi olan bir sevdiğimiz, yakınımız ise öfkemizi, kızgınlığımızı sadece duygusal olarak içimize atarız. Çünkü hastayı yaptığı davranıştan sorumlu tutamayız. Öfkenin ifade edilmeden yaşanması sevgiyi de öldürebilir. Bu, hasta yakını için bakımı güçleştirdiği gibi sosyal öğretilerimize ters düşen bir ruhsal sıkılmaya, bunalmaya da neden olabilir.

Birilerinin onu anladığı düşüncesi bile rahatlatıcı olacağından; yaşanılan sıkıntının diğer aile üyeleriyle, anlayabilecek yakın arkadaşlarla paylaşılması desteklenmelidir. Sosyal izolasyon yaşamamak için mutlaka kısa süreli de olsa arkadaş, komşu ziyaretlerine gidilmelidir. Bu basit önlemler; engellenme, öfke, kızgınlık, patlama, suçluluk duygusu ve daha fazla öfke nöbetlerini azaltacaktır.

Öfkelenmek, kızgınlık suç değildir. Eğer öfkenin gerçek nedeni sözel olarak paylaşılabilirse sakinleşmek, öfke ve ilişkili duygularla başa çıkmak daha kolay olacaktır. Hastaya bakan kişinin baskılanmış öfkesi, aşırı yemek yeme, alkol kullanımında artış veya fiziksel semptomlar geliştirebilir. Başağrıları, karın ağrıları, ekzema veya ülser gibi psikolojik kökenli sıkıntılar görülebilir. Bu duygu yoğunluğunun ifade edilebileceği ortamlar faydalı olur. Bunun için en uygunu da benzer problemleri yaşayan diğer hasta yakınlarından oluşan destek gruplarıdır. Destek gruplarında ve grup terapilerinde aynı durumu yaşayan diğer grup üyelerinin çözüm ve alternatif başa çıkma yolları konusundaki fikirleri çok yardımcı olabilir.

Alzheimer’lı hastaların güvenliği için evde alınabilecek basit önlemler:

-Eve girişte ve odaların girişinde küçük eşikler varsa bunları kaldırın,

-Kesici aletleri ve tutuşturucu malzemeleri ondan uzak tutun,

-Elektrikli aletlerin fişini prizde bırakmayın,

-Musluklardan akan suyun vücut ısısından daha sıcak olmasına izin vermeyin,

-Kullanmadığınız zamanlarda ocağın gaz vanasını kapalı tutun,

-Banyoda oturarak yıkanabilmesi için bir tabure bulundurun, kalkmasını kolaylaştıracak tutacaklar yerleştirin,

-Küvet veya duş zeminine kaymayı önleyecek bir malzeme serin,

-İlaçları ve zehirlenmeye meydan verebilecek temizlik ürünlerini kilitli bir dolapta tutun,

-Kırılabilecek eşyaları ve sert köşeli mobilyaları ortadan kaldırın,

-Yutulma ihtimali olan ufak cisimleri ortada bırakmayın,

-Kapı ve pencereler için kilit mekanizması temin edin,

-Kilim ve halıların altına kaymayı önleyecek malzeme yerleştirin,

-Yürümeyi zorlaştırmamak için odalar ve koridorlarda fazla eşya bulundurmayın,

-Yakınınız basamak gibi algılayıp dengesini kaybedebileceğinden enine çizgili desenli halı ve yer karosu kullanmayın,

-Evin içinde merdiven varsa önüne kilitli parmaklık koydurun,

-Merdivenlere ve koridorların duvarlarına tutunabilmesi amacıyla trabzan yaptırın,

-Yangın ihtimali doğurabileceğinden sigara içmemesine dikkat edin,

-Yakınınızın tedavisini unutabileceğini göz önünde bulundurarak, ilaçlarını düzenli alıp almadığını takip edin,

-Geceleri ev ortamını yeterli derecede aydınlatın,

-Yakınınıza dışarı çıkarken mümkün olduğunca eşlik etmeye çalışın,

-Tek başına dışarı çıkarken hasta adının, soyadının ve hasta yakınının iletişim bilgilerinin yazılı olduğu bilekliğinin takılı olduğundan emin olun,

-Hesap yapmakta ve paraları tanımakta zorlanabileceğinden, yalnız alışveriş etmesine izin vermeyin,

-Cebinde çok miktarda para bulundurmamasına dikkat edin,

-Dikkati ve refleksleri zayıflayacağından araba kullanmasına engel olun.

 

                                                                                                                 

 

 

 

 

         ALZHEİMER HASTALIĞINDA HEMŞİRELİK BAKIMI

Alzheimer Hastalığı hem ileri yaşlarda ortaya çıkması hem de ilerleyici bir hastalık olması nedeniyle özenli ve sürekli bakım yapılmasını gerektirir. Hastalık ilerledikçe bakım gereksinimi artar ve bakımın şekli de değişir. Başlangıçta kişinin, isimleri, tarihleri, kelimeleri, yönleri, eşyalarını koyduğu yeri hatırlama konusunda yardıma ihtiyacı olabilir. Bunu takiben kişinin yemek pişirme, temizlik yapma, alışveriş yapma daha ileriki evrelerde ise giyinme, yıkanma gibi günlük yaşam aktiviteleriyle ilgili olaylarda yardıma ihtiyacı olacaktır. Daha ileriki dönemlerde hastalara kendi güvenlikleri için  çoğu zaman birisinin eşlik etmesi de gerekebilir. Hastalığın en ciddi aşamasına gelindiğinde hasta yürürken, tuvaletini yaparken yardıma ihtiyaç duyar, sonunda yatağa ve tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelir. Hastalığın ilk belirtileri hastaya bakan kişide duygusal yorgunluğa yol açarken ileri evrelerde ortaya çıkan belirtiler fiziksel yorgunluğa da neden olmaktadır. Eşiniz ya da bir yakınınız Alzheimer hastası ise ve siz ona bakmak durumundaysanız öncelikle bunun bir hastalık olduğunu, yakınınızın sizi üzmek için böyle davranmadığını kabul etmelisiniz. Alzheimer hastalığı ile mücadele etmenin en iyi yöntemi, hastalığı tanımak ve birlikte yaşamayı öğrenmektir

Hastalığın erken dönemlerinde bakım hedefleri;

-Bilişsel işlevini sürdürmesine yardım etmek,

-Fiziksel güvenliğini sağlamak,

-Sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak,

-İletişimi iyileştirmek,

-Bağımsızlığını ve özbakım aktivitelerini desteklemek,

-Sosyalizasyon gereksinimlerini karşılamak,

-Yeterli beslenmeyi sağlamak,

-Uyku bozukluklarını gidermek,

-Aileye destek olmak ve eğitmektir

Alzheimer hastasının bakımını kolaylaştırabilecek belli başlı pratik yöntemler bulunmaktadır.

 

Hastanın hastanede ve evde  bakımında işte birkaç ipucu;

-atırlatıcı araçların kullanılması:

Saat ve takvimler hastanın görebileceği yere yerleştirilmelidir. İletişim esnasında gün ve mevsim gibi konulardan bahsedilebilir.

 

 -Belirli bir düzen kurulması:

Huzurlu ve istikrarlı bir ev ortamının oluşturulması davranışsal sorunları azaltır. Yeni durumlar ya da zor bir işin yapılmasının istenmesi hastada huzursuzluk yaratabilir. Hastanın huzursuzluğu arttıkça, açıkça düşünebilme yetisi de bozulacaktır. Huzursuz olduğu durumlarda hastayla sakin ve yumuşak bir şekilde konuşulmalıdır.

 

-Ev dışında amaçsızca gezinmenin izlenmesi:

Telefon numarasının da yer aldığı "Evi Ara" yazan bir cep kartı, telefon numarası ve hasta ismi yazan bir bileklik takılması da iyi bir yaklaşım olabilir.

 

-Gece yatma düzeni oluşturulması:

Davranışlar genellikle geceleri kötüleşir, gürültülerden uzak bir yatma düzeni oluşturulması önemlidir. Gün içinde kafein alımının sınırlanması, şekerlemelerin azaltılması ve egzersiz yapılması gece ortaya çıkan huzursuzlukları azaltabilir.

 

-İletişimin geliştirilmesi:

Hastayla basit cümleler kurarak yavaş bir tempoda konuşulmalıdır ve hasta yanıt vermeye zorlanmamalıdır. Bir seferde tek bir şey söylenmelidir. Bir şey söylerken beden dili, jestler ve nesneleri göstermek gibi ipuçları kullanılmalıdır. Sorular sormaktan ve zor seçimler yapmaya zorlamaktan kaçınılmalıdır.

-Güvenli bir ortam yaratılması:

Ev ortamında yaralanmalara yol açabilecek maddelerin bulundurulmaması, dolaptaysa kilitlenmesi gerekmektedir. Yaşanılan ortam yüksek ses, aşırı gürültü, parlak ışık gibi aşırı uyaranlardan arındırılmış olmalıdır. Ev düzeninde sürekli değişiklik yapılmamalı, aksine sade ve tanıdık bir hale getirilmelidir.

Duygusal Başetme:

Alzheimer hastası ile ilgilenmek hem duygusal hem de fiziksel açıdan çaba gerektiren, yorucu bir işlevdir. Birey sürekli bakımla uğraşmaktan, fiziksel çaba isteyen talepleri karşılamaya çalışmaktan yıpranmış olabilir.  Bu zorluklar yüzünden Alzheimer hastasının bir kişi tarafından bakımı oldukça güçtür. Hastanın bakımı ile uğraşan kişiler kendi yorgunluklarının farkında olmalı ve yardıma ihtiyaçları olduğunda yardım istemelidirler. Unutulmamalıdır ki, Alzheimer hastalığı bakımıyla uğraşan kişilerin %40’ında depresyon görülmektedir. Yardım istemek, kişide utanma ya da kendini suçlu hissetme duygusuna neden olmamalıdır. Bakımla ilgili kişilerin  ihtiyaçları da  Alzheimer hastalarınınkiler kadar önemlidir. Aile ve arkadaşlar yardım önerebilir. Alternatif olarak profesyonel bakıcılardan alınan düzenli ziyaretler ya da bir merkez veya hemşirenin bakımı da Alzheimer Hastaları için uygun seçenekler arasındadır.

Alzheimer Hastalığı’nın seyri sırasında,  bakımdan sorumlu kişi öfke, yalnızlık hissi, utanç ve hatta ıstırap gibi pek çok duygusal durumu bir arada yaşar. Tüm bunlarla kişinin tek başına uğraşması oldukça zordur. Bu nedenle hastalığı anlamak ve öfkeyle başa çıkmak hastanın bakımını kolaylaştırabilir.

Bazen yaşadığımız öfkeyi, kızgınlığı çevremize yansıtırız. Fakat öfke kaynağı hafıza problemi olan bir sevdiğimiz, yakınımız ise öfkemizi, kızgınlığımızı sadece duygusal olarak içimize atarız. Çünkü hastayı yaptığı davranıştan sorumlu tutamayız. Öfkenin ifade edilmeden yaşanması sevgiyi de öldürebilir. Bu, hasta yakını için bakımı güçleştirdiği gibi sosyal öğretilerimize ters düşen bir ruhsal sıkılmaya, bunalmaya da neden olabilir.

Birilerinin onu anladığı düşüncesi bile rahatlatıcı olacağından; yaşanılan sıkıntının diğer aile üyeleriyle, anlayabilecek yakın arkadaşlarla paylaşılması desteklenmelidir. Sosyal izolasyon yaşamamak için mutlaka kısa süreli de olsa arkadaş, komşu ziyaretlerine gidilmelidir. Bu basit önlemler; engellenme, öfke, kızgınlık, patlama, suçluluk duygusu ve daha fazla öfke nöbetlerini azaltacaktır.

Öfkelenmek, kızgınlık suç değildir. Eğer öfkenin gerçek nedeni sözel olarak paylaşılabilirse sakinleşmek, öfke ve ilişkili duygularla başa çıkmak daha kolay olacaktır. Hastaya bakan kişinin baskılanmış öfkesi, aşırı yemek yeme, alkol kullanımında artış veya fiziksel semptomlar geliştirebilir. Başağrıları, karın ağrıları, egzema veya ülser gibi psikolojik kökenli sıkıntılar görülebilir. Bu duygu yoğunluğunun ifade edilebileceği ortamlar faydalı olur. Bunun için en uygunu da benzer problemleri yaşayan diğer hasta yakınlarından oluşan destek gruplarıdır. Destek gruplarında ve grup terapilerinde aynı durumu yaşayan diğer grup üyelerinin çözüm ve alternatif başa çıkma yolları konusundaki fikirleri çok yardımcı olabilir.

 

 

Test

Form Gönderimi

Tamam

© Mehmet Murat SÜMER 2018 | Tüm Hakları Saklıdır.
Web Tasarım Teknobay.