BAŞAĞRILARI

Doç. Dr. M. Murat Sumer

Özel Ankara MESA Hastanesi Nöroloji Bölümü

 

 

Başağrısı günlük yaşamda en sık görülen yakınmaların başında gelmektedir ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre en fazla işgücü kaybına yol açan tıbbi sorunlar arasında sayılmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan toplum tabanlı bir araştırmada kadınların %18’inin, erkeklerin ise %6’sının migrenli olduğu saptanmıştır.  Başağrısının ABD bütçesine doğrudan yada dolaylı maliyeti 13 milyar Dolar olarak tahmin edilmektedir.  Ülkemizde 1997 yılında yapılan bir araştırmada 15-55 yaş arası grupda migren sıklığı %16.4 (kadın %22, erkek %11),  gerilim tipi başağrısı sıklığı ise %30 olarak bulunmuştur.  Başağrısına bağlı  yıllık 12.2 gün işgücü kaybı  olduğu ve  bütçeye 440 milyon Dolar ek yük getirdiği tahmin edilmektedir. Başağrısı tüm hastane başvurularının %4 ‘ünü oluşturmaktadır.

Başağrısına insanlık tarihi boyunca rastlıyoruz. İlk veriler Andropolojik buluntulardan elde edilmiştir. İsadan Önce 7000 yılına tarihlendirilen trepanasyon  (Kafatası kemiğinde delik açma işlemi) uygulamaları saptanmıştır. Bu dönemlerde trepanasyonun, epilepsi ve migrende kötü ruhları çıkarma inancı ile yapılmakta olduğu tahmin edilmektedir. İÖ 2500 yıllarına ait Mısır papirüslerinde başağrısı için yazılmış ilk  reçetelere rastlıyoruz.

İS 2. yüzyılda Kapadokyalı Areteaus migrenin tanımını yapmıştır. Modern çağda pekçok araştırmacı başağrısı ile ilişkili  günümüz bilgilerinin oluşmasını sağlamıştır.

            Başağrısına yol açan yapılar beyni besleyen büyük atardamar ve toplardamarlar, beyin zarları, dişler, gözler, burun, kulaklar, sinüsler , ense ve sırt kaslarıdır. Tüm ağrı duyusunun oluştuğu ve yorumlandığı yapı olan beyin ise ağrısız bir organdır .  

Başağrısı, vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilecek ağrılar gibi altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceği gibi gerilim tipi başağrısı yada migren örneklerindeki gibi sadece başağrısı ile seyreden bir rahatsızlık da olabilir. 1988 yılında Uluslararası  başağrısı topluluğunun oluşturduğu ve 2004 de gözden geçirilerek düzenlenen  sınıflamada başağrıları 14 kategori altında  değerlendirilmektedir.  Ancak temel olarak başağrıları oluşum mekanizmasına göre iki ana başlık altında incelenmektedir; çoğunlukla sadece  ağrı ile seyreden bir bozukluk olan başağrıları  (birincil başağrıları) ve altta yatan bir hastalığın belirtisi olan başağrıları (ikincil başağrıları).

Başağrılarının büyük bölümünü birincil başağrıları oluşturmaktadır.  Birincil başağrıları içinde migren , gerilim tipi başağrısı, küme başağrısı ve daha seyrek görülen diğer başağrıları yer almaktadır. Bu başağrılarında Tomografi yada Manyetik rezonans ( MR ) gibi görüntüleme yöntemlerinin yeri yoktur. Güvenilir biyolojik bir belirteç  olmadığı için tanı hastanın başağrısı hakkında verdiği bilgiler ile konur. Örneğin tek taraflı, günlük işleri engelleyecek derecede şiddetli, zonklayıcı karakterde, mide bulantısı ve/veya kusmanın eşlik ettiği, ışık ve sese karşı duyarlılıkla seyreden başağrısı bu özellikleri ile migren tanısı alır. Tüm migrenlerin %15’inde ağrı öncesi görme bulanıklığı, zigzaglı ışıklar görme veya vücudda uyuşmalar şeklinde öncü belirtiler (aura) görülür. Auradan 20-60 dakika sonra ağrı başlar ve 4-72 saat sürer. Migrende genetik geçiş söz konusudur; ebeveynlerden birisinde migren varsa çocuklarda migren olasılığı %50 iken her iki ebeveynde de migren olduğunda çocuklarda migren olasılığı %75 dir.

Migrende tedavi ikiye ayrılabilir; 1-Atak tedavisi; Migren ağrısının tedavisidir. Bu amaçla çeşitli genel ve  migrene özgü ağrı kesiciler kullanılır.

 2- Koruyucu tedavi: Atak sıklık, şiddet ve süresinin azaltılmasını amaçlayan tedavi biçimidir. Bu amaçla kullanılan temel ilaçlar içinde damarlar üzerinde etkili olan ilaçların yanısıra depresyon ve epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlarda vardır.

 

 

 

Migrende ilaç tedavisi dışında alınabilecek önlemler;

1-Sigarayı bırakın ve alkol alımını azaltın.

2- Kafein içeren gıdaların alımını kısıtlayın.

3- Uzun süre aç kalmayın, öğün atlamayın.

4-Düzenli uyku uyuyun. 

5- Düzenli egzersiz yapın.

6-Monosodyum glutamat ve aspartat ve nitrat gibi koruyucu  maddeleri içeren gıdalardan (çoğunlukla konserve ) kaçının.

7- Kırmızı şarap, çikolata, fermente gıdalar eski peynirler migren ataklarını tetikleyen faktörler arasında sık görülenleridir; uzak durmaya çalışın.

8-Her hastanın migren atağını başlatan faktörler kişiye özeldir; bunları öğrenin ve bunlardan kaçının

9-Kadın migren hastaları sigara içiyorlarsa ve doğum kontrol ilaçları kullanıyorlarsa beyin damar tıkanma riskleri genel topluma  göre 5-6 kez artıyor. Riskleri azaltın.

 

Gerilim tipi başağrıları oldukça sık görülen birincil başağrılarındandır.  Hemen herkezde yaşam stresleri, yoğun çalışma temposu, sinirlenmekle ortaya çıkan ağrı türüdür. Künt karakterde çoğunlukla migrene göre daha hafif, bulantı-kusmasız ve foto-fonofobisiz ağrılardırlar. Haftalar sürebilir. Gerilim hem kas gerimi artışı hemde psikolojik gerilimi ifade eder. Kafa ense ve çene kaslarının sürekli kasılmasına bağlı görülürler.  Depresyon önemli bir faktördür. Konsantrasyon güçlüğü, gerginlik, sinirlilik, uyku bozuklukları sıklıkla bu başağrısına eşlik eder. Küme (demet) tipi başağrısında aynı mevsimlerde ve günün aynı saatlerinde göz etrafında oyucu karakterde çok şiddetli ağrılar ve gözde kızarma , yaşarma ortaya çıkar.  

      İkincil başağrıları altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkarlar. Bu grupda baş ve/veya ense travmasına bağlı başağrıları, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları, beyin tümörleri, hidrosefaliler, menenjitler sayılabilir. Başağrısı için hastayı hekime getiren temel korku beyin tümörü olmasına karşın beyin tümörleri başağrılarının çok ender nedenlerindendir.  Uykuda solunum  durmalarındaki sabah başağrılarıda ikincil başağrısı grubundandır. Başta glokom olmak üzere , akut sinüzit, çene eklemi hastalıklarında direkt yayılım ile  başağrıları görülür.

Sıklıkla başağrısının nedeni olarak kabul edilen  kronik hipertansiyon ve kronik sinüzit başağrısına yol açmaz. Başağrısı sadece akut sinüzit ve çok ani kan yükselmesi ile görülebilir ki bu tablolar çok nadir görülür.

Birtakım özellikler ikincil başağrıları konusunda uyarıcıdırlar. Başağrısının yeni ve her zamankinden farklı olması, ani ve çok şiddetli olması, başağrısına şuur bulanıklığının, ateşin, vücudun bir tarafında kuvvetsizlik yada uyuşmanın eşlik etmesi, başağrısının egzersiz-eforla ortaya çıkması yada öksürme-aksırma ile başlaması, beraberinde nöbet görülmesi bizi altta ciddi bir hastalık olabileceği konusunda uyaran ipuçlarıdır. Sabah ilk uyanıldığı zaman ağrı şiddetli ise, ağrı uykudan uyandırıyorsa , ağrı tedaviye yanıt vermiyorsa yada giderek ilerliyorsa aynı şekilde başağrısı ciddiye alınmalıdır. Elli yaş üzeri bireyler, çocukluk yaş grubu ve kanser hastaları, kafa travması geçiren hastalarada bu açıdan  dikkat edilmelidir.  

Son dönemlerde ağrı kesicilerin bilinçsiz ve aşırı miktarlarda kullanımı  (yaklaşık ortalama günde bir adet 1-2 aylık sürelerle) ile ağrı kesici kötüye kullanım başağrıları ortaya çıkmıştır. Burada beyinde yer alan ve ağrı üzerinde baskılayıcı etkileri olan yolların aşırı doz ağrı kesici ilaç etkisi ile fonksiyon kaybının  temel mekanizma olduğu düşünülüyor. Aynı şekilde korku ve tedirginlik ağrıyı kontrol etmeye yönelik beyin merkezlerini zayıflatarak ağrı duyumunu arttırır.

 

 

Test

Form Gönderimi

Tamam

© Mehmet Murat SÜMER 2018 | Tüm Hakları Saklıdır.
Web Tasarım Teknobay.